13 Haziran 2011 Pazartesi

Sırrı çözülemeyen yapılar

Son zamanlarda sürekli dünyanın ilginç, ürkütücü yerlerini araştırıyorum. Eski evler, terk edilmiş hastaneler, yarıda bırakılmış inşaatlar, ölmüş vede batmış şehirler felan, zamanım bunları araştırmakla geçiyor. Gelelim asıl konuya, işte bazı sırrı çözülemeyen yapılar:

1. Nazca çizgileri
Nazca Çizgileri, Güney Peru'daki Nazca Çölü'nde toprağa çizilmiş büyük hayvan resimleri ve geometrik biçimler. Çiçekler, düz çizgi, üçgen, sarmal, kuş, maymun, köpek, örümcek, çiçek biçimleri bulunmakta. Biçimler ancak yüksekten bakıldığında görülebilir.Bunları kimin, ne zaman çizdiği bilinmemekle birlikte, 12. yüzyıldaki İnka uygarlığından eski oldukları kesindir. Bölgenin aşırı kurak iklimi, bu çizgilerin bugüne değin bozulmadan kalmasında yardımcı olmuştur. Bu çizimlerin nasil veya neden yapıldığıyla ilgili ortaya bir sürü teoriler atılmış.Bunlardan biri şekillerin astronomik bir takvim özelliği taşıyor olmasıyla alakalı. Diğer yandan Erich von Daniken'in de bu konudaki önemli teorisi, cölün üzerindeki ilk şekillerin yamuklar olduğu ve bunların uzaylıların ziyareti sırasında yere inişlerindeki rüzgar kuvvetinden olustugu yönündedir.Sırrı hala çözülemeyen çizimler ve canliliğini koruyan mumyalariyla nasca, nazxa veya nazca, yıllardır Peru turizminin önemli bir kısmını kaplıyor.


2. Stonehenge- İngiltere’nin en ünlü tarihi yapılarından biri. Stonehenge, taştan yatay üst eşikleri bulunan bir dairedir. Bazıları düşmüş, bazıları eğilmiş, bazıları ise toprağa gömülüdür. Yapının ne amaçla ve nasıl inşaa edildiği hala bir sır. Bir çok araştırmacı Stonehenge'in mezarlık olduğunu söylüyor. Mezarlarda, “anormal sayıda” fiziki yara ve hastalıkları bulunan ceset kalıntıları teşhis edildi hatta.Yunanlı coğrafyacı Diodorus Siculus Stonehenge'in Britanya´da Güneş Tanrısı Apollon adına yapıldığından söz eder.



3.  Tunguska
30 Haziran 1908 de Sibirya'da Yenisey nehri yakınlarında bir ateş küresi gökyüzünü yarıp hızla üzerlerinden geçti ve kayboldu. Hemen arkasından korkunç patlamalar duyuldu , kavurucu bir sıcak dalgası bütün bozkırları kapladı. Daha sonraki günlerde Sibirya’nın ve Avrupa’nın kimi bölgelerinde esrarengiz bir ışık geceleri aydınlattı: Londra’ da sabaha karşı sokaklarda rahatça gazete okunabildi ; Rusya’da , Batı Avrupa’da ve Kuzey Afrika’da gökyüzü haftalarca garip şekilli , altın renginde bulutlarla kaplandı. Bilim adamları , bütün bu olayların dev bir göktaşının düşmesinden ileri geldiğini açıklayarak , yoruma yer bırakmadılar. Bir çok bilim adamı bu göktaşı olayını daha yakından araştırmak gereğini duyuyorlardı. Prof. Leonid Kulikin yönetimindeki bir keşif kolu olay bölgesinde ilk araştırmalara başladı. O günden hayatta kalanlar sorguya çekildi ; göktaşının izleri aranıldı, hiçbir şey bulunamadı . İyimser bir yoruma göre , göktaşı bir bataklığa düşüp kaybolmuştu. Birde şöyle bir görüş vardır: Her şey olayın başka bir gezegenden gelen , pilot tarafından yönetilen ve patlamadan önce birkaç yüz kilometrelik düğüm yapan bir uzay gemisi tarafından meydana getirildi. Sonuç olarak, bir çok bilim adamı bu bölgede nükleer bir patlama meydana gelmiş olduğunu belirttiler; bu ağaçların durumlarını da açıklamaktaydı. O dönemde hiçbir ulus nükleer silahlara sahip olmadığı için, olayın nükleer güçle çalışan bir uzay aracının patlaması sonucu meydana gelmiş olabileceği sonucuna varıldı.


 4. Bermuda Şeytan Üçgeni.
Bölgede şimdiye kadar sayısını kimsenin bilmediği kadar fazla kayıp vakası yaşandı ve bunlardan geriye tek bir iz bile kalmadı. Okyanusun bu kısmında yüzlerce gemi ve uçak enkazı bulunur. Son 100 sene içerisinde batan gemi, düşen uçak ve kaybolan insan sayısı 1000′lerle ifade ediliyor. Bu bölgede suyun altında çok büyük mıknatıs maden kaynaklarının yer aldığı ve bu nedenle uçakların bu yoğun manyetik çekimden etkilenerek elektronik sistemlerinin bozulduğu, buna bağlı olarak da düştükleri söyleniyordu
Son iddia ya göre tüm bu gizemli olaylar aslında basit bir doğal gaz cilvesi idi.


5. Mısır Piramitlerin esrarı
Binlerce yil önce yapilan piramitlerde bugün bile hala binlerce sir yatmaktadir Her biri 20 ton olan taşlardan inşa edilmiştir ve bu taşları temin edilebilecek en yakın mesafe yüzlerce kilometre uzaklıktadır. Bu taşların nasıl getirildiği konusunda kesin olmayan farklı varsayımlar bulunmaktadır. Mumyalarda radyoaktif madde bulunduğundan mumyaları ilk bulan 12 bilim adamı kanserden ölmüştür ; Kirletilmiş suyu, birkaç gün Piramit’in içine bıirakırsanız; suyu arıtılmış olarak bulursunuz ; Piramit, kimin adına yapıldıysa, onun bulunduğu odaya, yılda sadece 2 kez güneş girmektedir. (doğduğu ve tahta çıktığı günler) ; Piramitlerin bazı odalarının içinde ne olduğu hakkında bir bilgi yoktur; araştırmacıların çoğu, ya içinde kayboldular ya da aynı yerde birkaç tur attılar, fakat içlerini göremediler. Piramitler hala yapımları esnasında ki gizi korumaktalar. İşçilerin olağanüstü bir çabayla günde 10 metreküp taşı üst üste koyduklarını kabul edersek keops piramidinde yer alan yaklaşık 2.5 milyon metreküp taş, 250.000 gün, yani yaklaşık 664 yılda yerleştirilebiliyor. Oysa piramitler 20 ila 30 yıl arasında bir sürede tamamlanmıştır..


Nasıl ama?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder